" alt="" />
" alt="" />
ZİYARETÇİ SAYISI
IP Adresiniz: 54.162.118.107
Online Ziyaretçi: 15
Bugün Toplam: 3937
Dün Toplam: 6699
Genel Toplam: 14796689
HABER ARAMA
 
 
ÖNEMLİ LİNKLER
HAVA TAHMİNİ

Şehir Seçiniz

EGO MU, ÖZGÜRLÜK MÜ?

ERCAN DURNA ERCAN DURNA

Tarih: 26 Ocak 2014 Pazar 15:10

Okunma: 3566

 İnsan kendi egolarını tatmin etmek, başkalarının baskılarından kaçmak için kendi kendine yarattığı düzenekler içinde çabalayan, genellikle kısa süreli tatminleriyle beslenen doymak bilmez bir çıkmazın içinde yaşar. Özgür kalmak için tek yapmamız gereken, kafamızı kaldırıp etrafa bakmaktır. 
Sistemi kuranlar insanlardır. Daha doğrusu sistemi kuran doymak bilmez egoları olan kapitalist insanlardır. Bizim gibi sıradan insanlarda bu sisteme eklemleneceğiz diye kendilerini heba edip giderler. Bu sistem insan odaklı değil, sanki meta odaklıdır.
Kafanı kaldırıp etrafına bakınca bu çıkmazın içindeki yaşam sen merkezlimi olacak yaşam bir tek bunlardan ibaret değil.
Çarklar döndüğünde dikkat etmeniz gereken bir konu var burada. Bir çark kurulmuş ama bunları yapanların da insanlar olduğunu görüyoruz. Sorun çarkın kurulması değil, o çarkta ki yanlışların düzeltilmesi sonuçta çarktaki mesaj kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz. Su başlarını tutan insanları oralara kimler getiriyor?

Eğitimin öğretimin yanında genel çerçevede kendimizi yetiştirmemizde önemli. Belki de sistem bu çarka uymamız için eğitim veriyordur..!
Tehlikeli bir durum değil mi? hayata her zaman içsel duygularımız ve ana fikrimizi belirleyip atılmalıyız diye düşünüyorum.

Soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Ama kısa süre sonra oklarının birbirleri üzerindeki etkilerini görüp yeniden ayrılırlar. Isınma gereksinimi onları bir kez daha bir araya getirdiğinde okları yine kendilerine engel olur ve iki kötü arasında gidip gelirler, ta ki birbirlerine katlanabilecekleri uygun mesafeyi bulana kadar. Bunun gibi, insanların hayatlarının boşluğundan ve tekdüzeliğinden kaynaklanan toplum gereksinimi onları bir araya getirir, ama nahoş ve tiksinti verici özellikleri onları bir kez daha birbirinden ayırır.

Toplumda bireyin özgür olmasına pek sıcak bakılmaz. Verilen emirleri hiç düşünmeden yerine getirecek ve biat edecek insanlar istenir.
Bunun adına da uzlaşma içinde yaşam denir. Sadece birilerinin keyfine göre yaşaman gerekir.

Adını ne koyarsanız koyun,  özgür yani aklın kılavuzluğunda yaşayan biri gerçeği görmeye çalıştığı için farkında olur.  Bu kişi farkına varmaya başladığında bu zor bir durum olsa da en azından ne olup bittiğinin farkındayım diyebilir. Ama tamamen özgür olmak mı?  işte o hayal gibi görünüyor..
Hayatta başrolde olmak özgür olmak demek değil ki.. O kişiler böyle bir durumda elindeki güç ile özgür olduğunu(!) sanırlar ama bu güç elinden uçtuğunda da kendilerini boşlukta bulurlar ve özgürlük uçup gider..!
 
İnsan yalnız yaşayabilecek bir yaratık değil. İnsanlarla uzlaşmak, onlarla yaşamak, acı çekmek, sevmek, hata yapmak ve değer olmak.
İnsan, bir toplumda bir çemberin içinde olmalı. Oradan çıktığı an başka birilerinin o koltuğu dolduracağına inanmalı. “Benden sonra tufan” mantığını kafalarından silip atmalı..
 
 
 
 
 
 

Etiketler:

REKLAMLAR Memoil
REKLAMLAR " alt="" />
" alt="" />
FACEBOOK SAYFAMIZ