TFFHGD Genel Başkanlarından eski FİFA Hakemi ve MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın sorduğumuz sorulara cevapları..
Ceza Eşitsizliği ve Bahis Meselesi
Hakemin Sesi: Aynı fiilde futbolcunun kısa süreli ceza alıp dönerken, hakemin ağır şekilde cezalandırılması sizce adaletsizlik değil mi?
Oğuz Sarvan: Burada aslında tablo tersinden okunmalı. Hakemlere verilen cezaların ağır olduğu eleştirisi bana göre doğru değil. Uluslararası etik ve disiplin normları açısından bakıldığında hakeme verilen cezalar doğru ve yerinde. Hakemin, oyunun adaletini temsil eden kişi olduğu unutulmamalı. Bu nedenle hakemin tarafsızlığına gölge düşüren bir davranışın bedeli ağır olmalıdır.
Sorun hakemin aldığı cezanın sertliği değil; futbolcuların daha düşük cezalarla bu süreci atlatmasıdır. Bu fark doğal olarak hakemler aleyhine bir eşitsizlik görüntüsü oluşturuyor ama burada asıl eksik olan futbolcuya uygulanan yaptırımın yeterince güçlü olmamasıdır.
Hakemin Sesi: Bu eşitsizlik hakemler için büyük bir mağduriyet midir?
Oğuz Sarvan: Açıkçası pratikte çok belirleyici bir durum değil. Çünkü hakem için verilecek en alt ceza bile lisans iptaline yol açıyor. Yani asgari bir ceza bile meslekten çıkış anlamına geliyor. Bu yüzden bahis konusundaki “ceza adaletsizliği” hakemler açısından sistemin ana travması değil.
Hakemin Sesi: Asıl Adaletsizlik Nerede?
Oğuz Sarvan: Asıl adaletsizlik, hakemin saha içindeki kararları üzerinden uygulanan yaptırım sisteminde. Hakemlerin verdikleri önemli kararlar; gözlemcinin, yöneticilerin, bazen medyanın, bazen kulüp baskısının etkisiyle “doğru” ya da “yanlış” ilan ediliyor ve buna göre ödül ile meslekten fiilen tasfiye arasında uzanan geniş bir ceza skalası devreye giriyor.
Bu süreç;
*objektif değil,
*yazılı ve güvence altına alınmış değil,
*çoğu zaman kişisel değerlendirmelere dayanıyor.
İşte hakem açısından gerçek ve yıpratıcı adaletsizlik burada.
Bu uygulamalar hakemleri ekonomik olarak zorluyor, psikolojik baskı yaratıyor ve kariyerlerini doğrudan tehdit ediyor.
Hakeme verilen ceza doğru. Futbolcuya verilen ceza düşük. Bu yüzden görünürde bir eşitsizlik var ama bu, hakemlik dünyasının en yakıcı adaletsizlik sorunu değil.
Hakemliği asıl zayıflatan şey;
hakem kararlarının keyfî biçimde değerlendirilmesi ve bunun sonucunda kariyer bitirmeye kadar giden kontrolsüz yaptırım kültürüdür.
Eğer Türk hakemliğinde gerçekten “adalet” konuşulacaksa çözülmesi gereken yer tam olarak burasıdır.
Hakemin Sesi: Bu adaletsizlik devam ederse Türk hakemliği ne olur?
Oğuz Sarvan: Motivasyon zayıflar, gençler hakemliğe ilgi duymaz, güven erozyonu büyür. Sistemin ayakta kalması kurumsal adalete bağlıdır.
Hakemin Sesi: Gelecek ve Çözüm Önerileriniz nelerdir?
Oğuz Sarvan:
*Hakemlerin verdikleri önemli kararların doğru veya yanlış olduğu bu işin eğitimini almış tarafsız bir çoğunluk tarafından objektif şekilde belirlenerek kulüp, medya, sosyal medya, MHK, TFF baskıları bertaraf edilmelidir. Bu önerinin ölçüm tarafı geçmiş TFF yönetimleri zamanında iki kez başarıyla uygulanmıştır.
*Hakemlere uygulanacak yaptırımlar, objektif verilere göre uygulanmak üzere yazılı ve güvence altına alınmış olmalıdır. Bu aktivite, ölçümler iki kez yapılmış olmasına rağmen TFF yönetim istikrarsızlıkları ve liyakatsizlik nedeniyle hayata geçirilememiştir.