Yabancı Hakem Danışmanları Türk Hakemliğine Çözüm Olabildi mi? Türk hakemliğinde yıllardır değişmeyen sorunlar devam ediyor.
Türk futbolunda hakemlik sistemi, uzun yıllardır tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. Son yıllarda hakemlik sistemine yön vermesi amacıyla farklı dönemlerde Avrupa'nın önemli hakem ve yöneticileri Türkiye'de görev aldı. Jaap Uilenberg, Pierluigi Collina'nın ekibinde de görev yapan Roberto Rosetti, Hugh Dallas, Vítor Pereira ve son olarak Anthony Taylor'ın Türk hakemliği için görevlendirilmesi, "Sorun gerçekten eğitim mi, yoksa sistem mi?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Ancak aradan geçen yıllara rağmen Türk hakemliğinin kronikleşen problemlerinin çözülemediği yönündeki eleştiriler sürüyor. Yabancı uzmanlara ödenen yüksek ücretlere rağmen hakemlik sisteminin beklenen gelişimi gösteremediği ifade edilirken, asıl problemin saha dışındaki baskılar olduğu belirtiliyor.
"Sorun yabancı isimler değil, sistem"
Futbol kamuoyunda dile getirilen görüşlere göre, hakemliğin önündeki en büyük engel eğitim eksikliğinden ziyade yönetim anlayışı ve kulüp baskıları.
Kulüp yöneticilerinin zaman zaman hakemleri hedef alan açıklamalar yapması ve "Bu hakemin düdüğünü astıracağım" şeklindeki söylemlerinin karşılık bulduğu iddiaları, hakemlerin bağımsız karar verebilme ortamını zedelediği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Bu durumun diğer kulüpler tarafından da örnek alındığı, hakemler üzerinde psikolojik baskının giderek arttığı değerlendirmeleri yapılıyor.
Hakemler nasıl korunacak?
Uzmanlara göre sağlıklı bir hakemlik sistemi oluşturulabilmesi için yalnızca eğitim programları yeterli olmuyor. Hakemlerin görevlerini baskı altında kalmadan yapabilecekleri bir ortamın oluşturulması gerekiyor.
Eleştiriler şu başlıklarda yoğunlaşıyor:
*Kulüplerin federasyon üzerindeki etkisinin azaltılması,
*Hakemlerin kamuoyu baskısından korunması,
*Spor medyasının hedef gösterici yayınlardan kaçınması,
*Taraftar baskısının hakem kararlarını etkilemeyecek seviyeye çekilmesi,
*Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği'nin (TFFHGD) hakemlerin haklarını daha etkin savunması,
*Merkez Hakem Kurulu'nun (MHK) atama ve terfi süreçlerinde liyakati esas alması.
Bunlar yapılmadığı sürece Türk hakemliğinin Avrupa’da ve ülkemizde yükselişi hayal mahsulü olmaktan öteye gitmez.
"Liyakat olmadan gelişim mümkün değil"
Futbol çevrelerinde dile getirilen görüşlere göre, MHK'nın yalnızca performansı esas alan objektif bir sistem oluşturması, hakemlerin gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Terfi ve görevlendirmelerde liyakat yerine farklı kriterlerin öne çıkmasının, genç hakemlerin motivasyonunu olumsuz etkilediği savunuluyor.
Yabancı isimler tek başına çözüm olabilir mi?
Türk hakemliği bugüne kadar birçok uluslararası ismin bilgi ve tecrübelerinden faydalanmaya çalıştı. Ancak yaşanan tartışmalar gösteriyor ki, hakemliğin gelişmesi yalnızca yabancı danışmanlarla mümkün görünmüyor.
Kulüp baskılarının sona ermediği, hakemlerin sürekli hedef gösterildiği, spor medyasının sert eleştirilerinin devam ettiği ve hakem kurumlarının yeterince güçlü bir duruş sergileyemediği bir ortamda, sisteme getirilecek yeni yabancı isimlerin de kalıcı çözüm üretmekte zorlanacağı değerlendiriliyor.
Türk futbolunda kalıcı başarının yolu; bağımsız, liyakat esaslı, şeffaf ve hakemini koruyan bir yönetim anlayışından geçiyor. Aksi halde değişen yalnızca isimler olurken, tartışmaların ise aynı şekilde devam etmesi kaçınılmaz görünüyor.