Değerli okuyucularımız, hakem camiası ne çektiyse dernek seçimleri yüzünden çekti. TFFHGD ilk kurucu yönetimden sonra seçimlerde demokrasiyi içlerine sindiremediler. Dernek yönetimini alanlar rakiplerini adeta camiadan silip attılar. Rakip olanlar ötekileştirildi ve camiadan buruk bir şekilde sevdikleri camiadan istemeyerek uzaklaştırıldılar.
TFFHGD 10 ay sonra seçime gidecek. Önce iller seçimlerini yapacak daha sonra genel merkez seçimi olacak.
TFF, şimdiki dernek yönetimini pek de ciddiye almasa bile TFFHGD, TFF’nin genel kurulda oy kullanan üyelerinden biridir. İyi bir diyalog derneği her zaman futbol ailesinin değerli bir üyesi olduğunu ispat eder.
Duyumlarımıza göre, dernek yönetiminin kafasında seçimlerle ilgili bir bazı düşünceleri(!) olduğu şeklinde..
Bir sonraki yazımızda seçimlerde ne gibi hileler yapılır onu yazacağız.
Bugün, nasıl birilerinin başkan olması ve seçildikten sonra takındığı tavırları kaleme alacağız.
KOLTUĞA OTURUNCA DEĞİŞENLER
Dernek başkanlığı, hizmet makamıdır; öyle olması gerekir. Ama ne yazık ki bazıları için bu koltuk, seçilene kadar başka, seçildikten sonra bambaşka bir kimlik kazandırıyor. Seçim öncesi kapı kapı dolaşanlar, seçim sonrası kapılarını kilitliyor.
Adayken mütevazı, seçilince ulaşılmaz…
“Birlikte yöneteceğiz” diyenler, koltuğa oturur oturmaz “ben bilirim” noktasına geliyor. Dün fikir soranlar, bugün eleştiriye tahammül edemiyor. Dernek, ortak akılla değil, tek kişinin keyfiyle yönetilmeye başlanıyor.
Seçilince değişen sadece tavır değil, dil de değişiyor.
Önce mesafe giriyor, sonra kibir… Üyeye yukarıdan bakma, muhalifi ötekileştirme, soru soranı “problemli” ilan etme başlıyor. Eleştiri düşmanlık, denetim ihanet sayılıyor.
Daha kötüsü ne?
Dernek başkanlığını emanet değil, mülk zannedenler var. Koltuğu bırakmamak için tüzük eğilip bükülüyor, seçimler zorlaştırılıyor, sandık tartışmalı hale getiriliyor. Çünkü koltuk gidince güç de gidecek sanılıyor.
Oysa unutulan bir gerçek var:
Dernek başkanları seçilir, atanmaz. Ve her koltuğun bir süresi vardır. Bugün alkışlayanlar, yarın hesap sorabilir. Çünkü o makam, kişiye değil; üyelere aittir.
Buradan net bir çağrı:
Dernek başkanı olmak, üstünlük değil sorumluluktur. Seçilince değişenler, aslında karakterlerini gizleyenlerdir. Koltuk, insanı bozmaz; olanı ortaya çıkarır.
Üyeler için de ders açıktır:
Sadece seçmek yetmez, denetlemek gerekir. Sormayan, takip etmeyen her üye; değişimin, yozlaşmanın önünü açar.
Dernekler koltuk değil, hizmet yeridir.
Unutanlara hatırlatmak da üyelerin görevidir.
NASIL BİRİ DERNEK BAŞKANI OLMALI?
Dernek başkanlığı; unvan, güç ya da vitrin değildir. Bu görev, emanettir. O nedenle başkan olacak kişinin taşıması gereken nitelikler nettir:
* Koltuk Sevdalısı Değil, Hizmet İnsanı Olmalı
Başkanlık onun için amaç değil, araç olmalı.
“Ben olayım” diyen değil, “Ben yapayım” diyen biri olmalı. Süresi dolduğunda koltuğu rahatça bırakabilmeli.
* Şeffaf ve Hesap Verebilir Olmalı
Gelir-giderden korkmamalı.
Defterler açık, kararlar net olmalı.
“Bana güven” dememeli; güveni belgeyle sağlamalı.
* Eleştiriye Tahammüllü Olmalı
Eleştireni düşman görmemeli.
Soru soranı susturmaya değil, cevaplamaya alışkın olmalı.
Eleştiriden güç alan, eleştiriden kaçmayan biri olmalı.
* Adaletli ve Tarafsız Olmalı
Yakınına ayrıcalık, muhalifine ceza uygulamamalı.
Dernek içinde eşit mesafeyi korumalı.
Kişilere göre değil, kurallara göre yönetmeli.
* Tüzüğü Kendine Göre Eğip Bükmemeli
Tüzük kalkan değil, pusula olmalı.
Kendi iktidarı için değil, derneğin geleceği için işletilmeli.
Seçimleri zorlaştıran değil, kolaylaştıran başkan makbuldür.
* Makam Değil Temsil Bilinci Taşımalı
Derneği dışarıda doğru temsil etmeli.
Kendi adını değil, derneğin adını öne çıkarmalı.
Başkanlığı kişisel reklam alanına çevirmemeli.
* Vicdanı Hukuktan Önce Gelmeli!
Her şey yasal olabilir ama her şey meşru değildir.
Başkan, hukuku da vicdanı da birlikte taşımalı.
Özetle:
İyi bir dernek başkanı;
Seçilince değişmeyen,
Eleştiriden korkmayan,
Koltuğu değil kurumu düşünen,
Giderken arkasında kavga değil güven bırakan kişidir.
Çünkü dernekler, güçlü başkanlarla değil; adil başkanlarla ayakta kalır.